|
04 Şubat 2026 Çarşamba
MADAM BLAVATSKY VE İNSANLIĞIN KOZMİK ROMANI
MADAM BLAVATSKY VE İNSANLIĞIN KOZMİK ROMANI Bugün “New Age” diye bildiğimiz akımların, spiritüalizmin, kadim uygarlık teorilerinin ve “insanlık aslında bir şey unuttu” fikrinin anayasa metni, 19. Yüzyılda yazılmış kalın, zor ve kavgacı bir kitaptır. Yazarı ise hâlâ tartışılan bir isim: Helena Petrovna Blavatsky. Rus aristokrasisinden gelen, genç yaşta evlenip kısa sürede kaçan, ömrünün büyük bölümünü Hindistan, Mısır, Tibet ve Avrupa arasında dolaşarak geçiren; sahtekârlıkla itham edilen ama aynı zamanda modern ezoterizmin kurucu figürü olarak kabul edilen sıra dışı bir kadından söz ediyoruz. 1875’te New York’ta kurduğu Teozofi Cemiyeti’nin amacını, dinlerin, mitolojilerin ve felsefelerin ardındaki “kadim ortak bilgeliği” yeniden görünür kılmak olarak açıklar. En meşhur iki eseri Isis Unveiled (İsis’in Peçesi) ve The Secret Doctrine (Gizli Öğreti)’dir. Gizli Öğreti, New Age akımlarının, spiritüalizmin, UFO mitolojilerinin, kadim uygarlık efsanelerinin ve “insanlığın kolektif hafızası” fikrinin adeta gizli anayasası gibidir. KOZMİK BİR KAVGAYA DAVET Bazı kitaplar vardır; okurunu bilgilendirmek için değil, okuruyla güreşmek için yazılmış gibidir. Gizli Öğreti tam olarak böyledir. Bir elinde Vedanta, diğerinde Kabala; cebinde Platon, sırt çantasında Tibet efsaneleri… Ve karşımıza geçip şunu söyler: “Evren sandığınızdan çok daha yaşlı. İnsan sandığınızdan çok daha eski. Tanrı ise sandığınız gibi değil.” Bu kitap bilim değildir. Tarih değildir. Arkeoloji hiç değildir. Ama 19. Yüzyılın yazılmış en büyük metafizik anlatılarından biridir. Bir tür kozmik roman, modern mitoloji, felsefi destan… BLAVATSKY’Yİ RAHATSIZ EDİCİ YAPAN NE? Blavatsky’yi ilginç kılan sadece kim olduğu değildir. Onu tartışmalı yapan, ne söylediğidir. Tarih çizgisel anlatılırken o tersini iddia etti, “insanlık ilkelden gelişmişe gitmemişti. Aksine, bir zamanlar sahip olduğu bilgiyi unuttu “ dedi. Ona göre Sümer, Mısır, Hint ve Maya anlatıları birbirinden bağımsız kültürler değildi. Aynı hafızanın, farklı coğrafyalardaki yankılarıydı. Tufan efsaneleri, ölen ve dirilen tanrı motifi, altın çağ anlatıları… Bunlar mit değil, kaybedilmiş bir geçmişin kırıntılarıydı. Bu yüzden kitabına Gizli Öğreti adını verdi. Çünkü bilgi yok edilmemişti; sembollerin içine gizlenmişti. İlginç olan şu ki, Blavatsky’nin ölümünden onlarca yıl sonra bulunan Nag Hammadi metinleri ve çözülen Sümer tabletleri, onun vurguladığı birçok motifi şaşırtıcı biçimde işaret ediyordu. Bu durum onu haklı çıkarır mı bilinmez. Ama şu gerçeği değiştirmez: Blavatsky, insanlara mitolojilere yeniden bakmayı öğretti. Ve belki de bu yüzden, akademi onu ciddiye almamayı tercih etti. Çünkü eğer haklıysa, insanlık tarihi yeniden yazılmalıydı. EVRENİN SAHNESİ AÇILIR Blavatsky bütün sistemini üç temel ilke üzerine kurar:
Bu anlatıda evrim, maymundan insana ilerleyen bir çizgi değildir. Tanrısal bilinçten maddeye iniş ve tekrar yükseliştir. Reenkarnasyon, ruhun değil bilincin eğitim sürecidir. Cennet ve cehennem mekân değil, bilinç hâlidir. Başlangıç yoktur. Son yoktur. Sadece tezahür ve çözülme vardır. LEMURYA, ATLANTİS VE İNSANLIĞIN DÜŞÜŞÜ Blavatsky’ye göre insanlık taş devrinden uygarlığa çıkmadı. Aksine, tanrısal bilinçten maddeye düştü. Ünlü “Kök Irklar” öğretisinde sözünü ettiği “ırk”, biyolojik değil, bilinç aşamasıdır. Lemurya insanlığın çocukluğudur. Atlantis ilk büyük uygarlıktır; bilgi ve güçle yükselmiş, ahlaki çöküşle tufana gömülmüştür. Atlantis’ten sağ kalanların Mısır’a, Mezopotamya’ya ve Orta Amerika’ya uygarlık tohumlarını taşıdığı iddiası, dünya genelindeki tufan mitleriyle birleşir. Bilim Lemurya’yı kabul etmez. Tarih Atlantis’i efsane sayar. Ama Blavatsky’nin amacı bilimle uzlaşmak değil, insanlığın hatırlama ihtiyacını anlatmaktır. ÖLÜM, RUH VE YENİDEN DOĞUŞ Blavatsky’ye göre insan yedi katmanlıdır: beden, yaşam enerjisi, duygu, zihin, yüksek zihin, ruh ve öz. Ölüm yok oluş değil, bu katmanların ayrışmasıdır. Kama-Loka ara bilinç hâlidir. Devachan deneyimlerin sindirildiği bilinç durumudur. Reenkarnasyon vardır ancak geri gelen kişilik değil, bilincin özüdür. Karma ise ceza değil, kozmik nedenselliktir. KOZMİK FİNAL Blavatsky’ye göre insanlık şu anda beşinci evrededir. Altıncı ve yedinci aşamalar henüz gelmemiştir. Geleceğin insanı daha az fiziksel, daha sezgisel, daha kolektif olacaktır. En sonunda gezegenler, yıldızlar ve galaksiler kaynağına geri çekilecek. Bu ise yok oluş değil, kozmik uykudur. Sonra yeni bir döngü başlayacaktır. BLAVATSKY NE YAPTI? Yüzyılın en büyük modern mitolojilerinden birini kurdu. Bugün New Age akımları, UFO mitolojileri, kadim astronot teorileri ve spiritüel evrim fikirlerinin büyük bölümü, doğrudan ya da dolaylı olarak Blavatsky’nin açtığı kapıdan geçer. Helena Petrovna Blavatsky… Medyum mu, sahtekâr mı? Yoksa insanlığa bilinç sıçraması hayali kurduran bir öncü mü? Belki de asıl soru şudur: İnsanlık hâlâ Atlantis’i, kayıp bilgiyi ve kozmik anlamı arıyorsa, Blavatsky’nin hikâyesi gerçekten kapanmış sayılabilir mi?
Yükleniyor...
|