Onun 24 Ocak 1993 sabahı Ankara’da bir suikastla susturulması, sadece bir gazetecinin ölümü değil, Türkiye’nin laik ve demokratik yapısına sıkılmış bir kurşun olarak tarihe geçti.
İşte Mumcu’nun mirası ve o karanlık pazar gününe dair kısa bir inceleme :
Araştırmacı Gazeteciliğin Mimarı
Uğur Mumcu’yu diğerlerinden ayıran en büyük özellik, hamasetle değil belgeyle konuşmasıydı. Dosyaları, bugünün medya düzeninde bile hala aşılamamış bir derinliğe sahipti.
-
Derin Devlet ve Yolsuzluk: Hayali ihracatları, silah kaçakçılığını ve devlet içindeki illegal yapılanmaları ilk o deşifre etti.
-
Tarikat ve Siyaset İlişkisi: "Rabıta" ve "Tarikat-Siyaset-Ticaret" üçgenindeki tehlikelere yıllar öncesinden dikkat çekti.
-
Kürt Meselesi ve İstihbarat: Yaşamının son döneminde PKK-MİT bağlantısı ve uyuşturucu trafiği üzerine yaptığı araştırmalar, en tehlikeli sulara girdiğinin göstergesiydi.
24 Ocak 1993: Karlı Sokak’taki Patlama
1993 yılı Türkiye için "karanlık bir yıldı". Adnan Kahveci, Eşref Bitlis ve Madımak Katliamı gibi olayların yaşandığı bu zincirin en acı halkalarından biri Mumcu suikastıydı.
-
Olay Anı: Ankara Karlı Sokak’taki evinden çıkan Mumcu, aracına yerleştirilen C-4 tipi plastık patlayıcının infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti.
-
Halkın Tepkisi: Cenazesi, Türkiye tarihinin en kitlesel katılımlarından birine sahne oldu. Yüz binlerce insan sağanak yağmur altında "Türkiye laik kalacak" sloganlarıyla yürüdü.
-
Soruşturma Süreci: Suikastın ardından "Umut Davası" gibi önemli yargı süreçleri işledi. "Selam Tevhid" ve "İslami Hareket Örgütü" gibi isimler üzerinde durulsa da, suikastın asıl azmettiricileri ve arkasındaki "derin" odaklar hiçbir zaman tam anlamıyla gün ışığına çıkarılamadı.
Mumcu’nun Öngörüsü ve Mirası
Mumcu, henüz 70'li ve 80'li yıllarda yazdığı yazılarla bugünün siyasi krizlerini öngörmüştü. O, bir tarafın değil, sadece gerçeğin yanındaydı.
"Vurulduk ey halkım, unutma bizi..."
Onun bu dizesi, bugün her 24 Ocak’ta sadece bir anma cümlesi değil, toplumsal bir hafıza tazeleme çağrısına dönüşüyor. Mumcu'yu anlamak, sadece geçmişe bakmak değil; bugünün karmaşık siyasi yapısını analiz edebilmek için onun yöntemini (belgeye dayalı, korkusuz analiz) benimsemektir.
Uğur Mumcu’yu ve katledilişini şu üç temel noktada özetleyebiliriz:
1. Kimdi?
Uğur Mumcu, Türkiye'de araştırmacı gazeteciliğin öncüsüydü. Sadece yazı yazmaz; devlet arşivlerini, mahkeme tutanaklarını ve belgeleri didik ederek yolsuzlukları, silah kaçakçılığını ve tarikat-siyaset-ticaret üçgenini deşifre ederdi.
2. Suikast (24 Ocak 1993)
Ankara’daki evinin önünde, arabasına yerleştirilen bir bombanın patlaması sonucu suikasta kurban gitti. Bu olay, Türkiye’nin en karanlık yılı olarak bilinen 1993’ün ilk büyük şokuydu. Suikastın ardındaki sis perdesi tam olarak aralanamasa da, faili meçhul cinayetler sembolü haline geldi.
3. Neden Hedef Seçildi?
Mumcu, son döneminde PKK-İstihbarat-Uyuşturucu bağlantıları ve radikal dini örgütlerin devlet içindeki yapılanması üzerine çalışıyordu. "Bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmaz" ilkesiyle, dokunulması en tehlikeli konulara dokunduğu için susturuldu.