İzmir de Ulaşım

ERMENİ SOYKIRIMINA DAİR YASASININ FRANSIZ ANAYASA MAHKEMESİNDEN GERİ ÇEVRİLMESİ NEYİ DEĞİŞTİRDİ

02 Mart 2012, 22:06
ERHAN ALTUN
1915 Ermeni soykırımını inkâr etmeyi suç sayan yasanın Fransa meclisinden geçmesinin ardından Türkiye’de iktidarından medyasına, muhalefetine kadar geniş bir cephenin kalemleri milliyetçi söyleme sarılarak yasanın Fransa meclisinden geçişini Sarkozy’nin Başbakan Erdoğan’ın Ortadoğu’da rol model oluşunu kıskanmasına bağlamışlar ve Sarkozy’e lanetler yağdırıp Ermeni soykırımını inkâr etmenin yeni örneklerini vermişlerdi.
      25 Aralık 2011 tarihli yazımda Fransa meclisinden çıkan yasanın aslında Ermeni soykırımına dair samimi bir duruş olmadığını yazdım. Fransız emperyalist sermayesinin Ortadoğu pastasından daha fazla pay alma isteğinin siyasi arenadaki sıradan bir hamlesinden ibaret olduğunun altını çizdim. Bundan önceki örneklerde olduğu gibi alınan bu kararın işlevini yerine getirdikten sonra yeni bir ihtiyaç doğuncaya kadar buzluğa kaldırılacağını anlatmıştım.
     Fransa Anayasa Mahkemesi meclisten geçen yasayı, açık bir şekilde anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle geri çevirdi. Ve Türkiye’de yine aynı cephe bu defa zafer çığlıkları attı. Fransa demokrasisinin Sarkozy’e ders verdiğinden, Fransa’ya bunun yakıştığından söz ederek Fransa Anayasa Mahkemesini emperyalist sermayenin iradesinden bağımsız bir tavır almış gibi kutsadılar.
      Sarkozy yasanın yeniden meclise getirilmesine dair harekete geçtiği yönündeki haberlere karşın, seçim sürecinin başlaması, Fransa meclisinin dönem çalışmalarının sona ermesi nedeniyle söz konusu yasanın yeniden meclise getirilemeyecek olmasını da hararetle alkışladılar.
      Oysa bu kısa süreç aslında emperyalist politikanın yüzünü çıplak bir biçimde ortaya koyan süreç oldu. Çıkarları emperyalistlerin çıkarlarıyla örtüşen Türkiye burjuvazisinin sevinç çığlıkları arasında insan haklarından, demokrasiden ne anladıklarını da gözler önüne seren bir süreç oldu. Fransa insan hakkı, demokrasi vb söyleme dayanarak, başta kendi sermayesinin genel olarak da emperyalistlerin, özellikle Ortadoğu pastasına ilişkin talepleri nedeniyle masaya getirdikleri Ermeni soykırımı meselesini yeniden buzluğa koydular. İnsan hakları, soykırım vb meselelerde emperyalist çıkarların gereğinin yapılacağını belgelediler.
      Peki, bu durumda ne olacak.
      Ermeni soykırımının inkârı politikasının doğrudan devlet eliyle örgütlendirilmesine devam edilecek. Burjuva devlet başta Kürtler olmak üzere diğer milliyetlerin temel hak ve hürriyetlerinin gaspına yine “ileri demokrasi” diyerek devam edecek. Devletin politikasından kaynaklı ve doğrudan kendi eliyle beslenen katillerin Hrant Dink’in katledilişinde olduğu gibi korunmaya devam edilecek. Kürtlerin özgürleşme talepleri yine doğrudan devlet eliyle KCK tutuklamaları gibi uygulamalarla engellenmeye devam edilecek. Uludere katliamının asıl failleri özellikle gizlenecek. Vb.
      Peki, başka ne olacak.
      Kim ne derse desin Türkiye işçi sınıfı emperyalist politikaları, Türkiye burjuvazisinin devlet eliyle korumaya çalıştığı kapitalizmin, açlıktan, katliamlara kadar uzanan doğrudan sonuçlarını teşhir etmeye devam edecek. Burjuvazinin körüklediği milliyetçi ilerleyişin karşısına dikilecek, Taksim meydanına yığınları taşıyarak “Hepiniz Ermenisiniz Hepiniz Piçsiniz” pankartını açtıran bakandan, iktidardan, devletten hesap soracak. Ve elbette ezilen ulus ve milliyetlerin özgürleşme iradelerini bütün reformist çığlıklara rağmen kendi sınıf tavrıyla omuzlayacak.
Yükleniyor...