İzmir de Ulaşım

BLACK GO: Taşlar, Haritalar ve İnsan Zihni

16 Şubat 2026, 17:46
Murat Adıtatar

BLACK GO: Taşlar, Haritalar ve İnsan Zihni 

Satranç oyununu neredeyse herkes bilir ya da duymuştur. 

Go oyunu ise o denli yaygın değil. Son dönemlerde ismi duyulmaya başlandı. (Kızımla oynardık bir zamanlar) 

Bir de Black Go oyunu var.  

Black Go'nun bir oyun tahtası yok. 

Zihinleri işgal etmeye dayalı bir oyun... 

Açalım... 

Gazetede gördüğünüz şey çoğu zaman satrançtır. 

Haritalarda gördüğünüz şey ise Go. 

Ama bazı anlatılara göre, asıl oyun ne taşlardadır ne haritalarda. 

Asıl oyun, insanın neyi gerçek ve kaçınılmaz sayacağı üzerindedir. 

Bu düşünme biçimi komplo literatüründe fısıltıyla anılır: Black Go. 

Resmî bir kavram değil.  

Akademik bir başlık değil. 

Ama jeopolitik ile ezoterik düşüncenin kesiştiği yerde tuhaf bir açıklama gücü vardır: 

Olayların zemini hazırlanır. 

Olayların anlamı tasarlanır. 

Bu fikri anlamak için önce iki oyunu tanımak gerekir. 

SATRANÇTAŞLARIN OYUNU 

Satrançta taş alırsınız. 

Liderler değişir. Krizler çıkar. Savaşlar olur. 

Gördüğümüz siyaset budur. 

Ama zemin aynıdır. 

GOHARİTANIN OYUNU 

Go’da taş almak değil, alan almak esastır. 

Enerji hatları, ticaret yolları, borç ilişkileri, demografi… 

Bir gün toplumlar şu cümleye gelir: 

Başka çare yok.” 

İşte alan böyle alınır. 

BLACK GO: ANLAMIN OYUNU 

Black Go ise zihni hedef alır: 

İnsanlar bu düzeni doğal mı sayacak? 

Tarihi nasıl hatırlayacak? 

Bilimi, miti, dini nasıl ayıracak? 

Çünkü bir düzenin kalıcı olması için insanların onu kaçınılmaz kabul etmesi gerekir. 

GÜNÜMÜZDEN ÖRNEKLER: ZEMİN NASIL KURULUR? 

2008 krizi satrançtı. 

Sonrasında trilyonlar basılması Go’ydu. 

Para basmadan sistem dönmez” fikrinin normalleşmesi ise Black Go’dur. 

Pandemi satrançtı. 

Tedarik zincirlerinin kırılması Go’ydu. 

“Küresel sistem böyle” cümlesinin kabullenilmesi Black Go’ydu. 

Enerji krizi satrançtı. 

Avrupa’nın yıllarca tek kaynağa bağımlı hale gelmesi Go’ydu. 

Enerji pahalı olmak zorunda” fikri Black Go’dur. 

Dijital çağda artık soru şu: 

Ne oldu değil, insanlar ne olduğuna nasıl inanacak? 

TARİHTEN ÖRNEKLERAYNI DESEN 

Roma, Hristiyanlığı yasak mezhepten imparatorluk dinine dönüştürdü. 

Haçlı Seferleri "din" diye başladı, ticaret yollarını değiştirdi. 

Keşifler "medeniyet" diye anlatıldı, kıtalar arası servet transferi oldu. 

Matbaa küçük bir icattı, hakikatin kaynağını değiştirdi. 

Sanayi devrimi makine değil, insanın kendini algılayışını değiştirdi. 

Dünya savaşları sınırları değil, ulus fikrini kutsallaştırdı. 

Her seferinde zemin kuruldu, olay oldu, anlam yeniden yazıldı 

Tarih, olayların değil, insanların o olayları nasıl doğal kabul ettiğinin hikâyesidir. 

Satranç, tarih kitaplarında gördüğünüzdür. 

Go, haritalarda gördüğünüzdür. 

Black Go ise, o çağın insanlarının dünyayı nasıl anlamlandırmaya başladığıdır. 

Belki de bu yüzden, en büyük imparatorluklar toprak kaybettiklerinde değil, anlam kaybettiklerinde yıkılırlar.  

Satranç’da oyun olaylar, değişen şey taşlardır. Go’da oyun zemin, değişen şey haritalardır. 

Black Go’da ise oyun anlam, değişen şey insan zihni ve hafızadır. 

EN RAHATSIZ EDİCİ CÜMLE 

Tüm bu örneklerin sonunda insanlar aynı cümleyi kurdu: 

Başka türlüsü mümkün değil.” 

Black Go anlatısına göre oyun tam burada kazanılır. 

Belki taşlar gerçekten yer değiştiriyor. 

Belki haritalar gerçekten yeniden çiziliyor. 

Ama asıl hamle şudur: 

İnsan, yaşadığı düzeni doğal ve kaçınılmaz sansın. 

Çünkü bir şeyi kaçınılmaz kabul ettiğiniz anda oyun çoktan bitmiştir. 

  
Yükleniyor...