İzmir de Ulaşım

LAKABI "TİLKİ SELİM"MİŞ

CHP’nin İzmir İl Başkanlığı’na yapılan atama tartışmaları sürerken, gazeteci Yağız Barut’tan dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Barut, CHP’nin butlan yönetimi tarafından İzmir İl Başkanlığı görevine getirilen Utku Gümrükçü’nün siyasi geçmişine ilişkin kapsamlı bir yazı kaleme aldı.

25 Haziran 2026 Perşembe 14:56

LAKABI "TİLKİ SELİM"MİŞ

 

Sedat Kaya- CHP’nin İzmir İl Başkanlığı’na yapılan atama tartışmaları sürerken, gazeteci Yağız Barut’tan dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Barut, CHP’nin butlan yönetimi tarafından İzmir İl Başkanlığı görevine getirilen Utku Gümrükçü’nün siyasi geçmişine ilişkin kapsamlı bir yazı kaleme aldı.

"Selim Utku Gümrükçü… Lakabı “Tilki Selim”…

Butlancı CHP yönetiminin İzmir kayyumu…

Geçtiğimiz akşam, yıllardır istediği koltuğa atamayla ve bir gece yarısı zor kullanarak kavuştu…

Daha önce ‘basında’ hakkında neler yazılmış diye baktım, ARŞİVDEN şunlar çıktı…

2015’te CHP Çiğli İlçe Başkanlığı’na aday oldu Zeynel Mertoğlu’na kaybetti. Ama o dönem Aziz Kocaoğlu düşmanlığı sayesinde rüzgârı arkasına aldı, liste delerek il yönetimine girdi. Parti içi kavgalar sayesinde “kaybederken de kazanabileceğini” öğrendi!

2018’de il başkanlığına aday oldu, bu kez Deniz Yücel’e kaybetti… Yine örgütün onayını alamamıştı ama desteği büyütmüştü. Daha gençti, önü açıktı…

2019 yılında Çiğli’ye aday gösterildi, belediye başkanı oldu.

Başkan oldu olmasına ama Çiğli’den çok İstanbul’da ve Genel Merkez’de mesai harcadı, Çiğli’ye hizmet yerine örgütü dizayn etmekle ilgilendi. Çünkü parti dizayn etmek onun işiydi! Öyle “boş” işlerle de uğraşmazdı; Çiğli Belediye meclislerine çoğu zaman katılmayıp görevi Başkan Yardımcısına bıraktı.

Çiğli Belediyesi’nde makamı 7’nci kattaymış… 6’ıncı kattan 7’nci kata çıkarken ve 8’inci kattan 7’nci kata inerken ‘kart’ basmak gerekiyormuş. Herkes öyle istediği gibi başkanlık katına ulaşamazmış… Hep bu tarz üstenci şeylerle anıldı! Şimdi de utanmadan il başkanı odasındaki ek bölümle ilgili imâlarda bulunuyor…

Koltuğu çok sevdiği ve her parti içi rekabette yeni kazançlar sağlamayı bildiği için teamüllerde olmadığı halde iki koltuğa birden oturmaya kalktı. İlçe belediye başkanı olarak İzmir Büyükşehir Meclisi’nde CHP Grup Başkan Vekilliği’ne aday olduğunu açıkladı. Hedefi; Tunç Soyer’i Meclis’te topal ördek yapmaktı, hayali Büyükşehir’e hazırlanmaktı, mevcut gücünü “daha fazlası için pazarlık aracı” olarak kullanmaktı… Zaten Soyer’i ve ekibini de sevmezdi! Ancak orada da istediği karşılığı bulamadı, adaylıktan çekildi!

Herkesten daha iyi olduğu ve her görevde “fırtınalar” estirdiği için milletvekilliği de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı da tam ona göreydi… Daha ilk yıldan gözünü Büyükşehir’e dikmesi bundandı… 2023 seçimleri kazanılsaydı bakanlık bile isterdi! Çiğli’ye sığamıyordu; geçen dönem Buca Belediyesi’ni “gölge”den yönetmesi de bu yüzdendi.

Çiğli Belediye Başkanlığı sırasında Türkiye’deki ilk flamingo belgeseli olan “Pembe Misafirler”i hazırlatmıştı. Belgesel galasında sponsorların olduğu bir reklam panosu vardı; “Milletin a… koyacağız” diyen müteahhidin inşaat şirketinin logosu da oradaydı. Önünde gülerek poz vermişti, büyük tepki çekti. İzmir halkını geçtim, FLAMİNGOLARA AYIPTI BE KARDEŞİM!

2020 yılında Millet İttifakı’nın büyük ortağı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i makamında ziyaret etti. Bu görüşmeden birkaç ay sonra Çiğli’de Akşener’in ağabeyi Nihat Gürer’in ismiyle bir park açtı. Açılışa katılan Akşener gözyaşlarını tutamadı, birbirlerine sarıldılar. Ancak Nihat Gürer’in İzmir’le hiçbir alakası olmadığı gibi ulusal düzeyde tanınan biri de değildi. Yaşamı İzmit’te geçmişti. 1980 öncesinde MHP Kocaeli İl Başkanlığı ve sonrasında Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanlığı yapmıştı. Park açılışını anlamlandıramayan tabandaki CHP’liler, “Tilki almıştır bir koku” yorumları yaptı. ÇİĞLİ’DE LAKABI “TİLKİ”YDİ.

Çiğli’yi yönetemedi! Belediye önünde o döneme kadar hiç olmadığı kadar grevler ve eylemler yapıldı, işten atılanlar, disipline sevk edilenler oldu! Belediyedeki örgütlü sendikalara baskılar yaptı, işten atma ve üyeleri sendika değiştirmeye zorlama gibi baskı araçlarını hep kullandı. İşçilere ve memurlara tepeden baktı, eylem yaptıklarında onları provokatör ilan etti, halkla karşı karşıya getirdi.

O kadar çok düşman biriktirdi, o kadar sadece kendini düşündü ki 2023 yılındaki olağan kongre sürecinde mahallelerde karşılık bulamadı. İlçe kongresinde liste bile yazamadı. Seçime uzlaşı adayı olarak giren karşı ekip; belediye başkanı olarak başarısız görünmesin diye kendisine delege listelerinde 3 kişilik yer verdi ama o 4 talep etti. İstediği kişiyi listeye yazdıramayınca kıyameti kopardı. Belediye başkanları ve meclis üyelerinin olduğu WhatsApp gruplarından ayrıldı. O da yetmedi; Soyer’e tepki olsun diye Çiğli Belediyesi’nin İzmir Enternasyonal Fuarı’ndaki stantlarını geri çekti.

Aynı yılın il kongresinde çarşaf liste istedi. Doğrusu da oydu ama derdi parti içi demokrasi falan değildi, yine sadece kendini düşünüyordu, liste delip kurultay delegesi olmak istiyordu! Etrafındakilere zarar vermek pahasına hep kendini düşünürdü. Salonda il başkan adayı Şakir Başak’tan çok onun fotoğraflarının olması bu yüzdendi. O gün çarşaf liste diyordu, bugün kayyum olarak atanmayı kabul etti.

Özgür Özel genel başkan oldu, ilk tebrik tweetini atanlardan oldu. 5-7-8-14 Kasım 2023 tarihlerinde arka arkaya Özgür Özel fotoğrafları paylaştı. Özel’i İzmir’de ilk karşılayanlardan oldu. Son yerel seçimde istediği adaylığı alamayınca Özel’e karşı fırsat kollamaya başladı, o fırsat bugün tarihin en hukuksuz süreçleriyle eline geçti! Özel, istediklerini ona verseydi, butlancılara neler etmezdi neler!

Koltuk sevdası CHP’yle de sınırlı kalmadı…. Çiğli Belediye Başkanlığı biter bitmez 2024 yılında Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanlığı’na aday oldu. İlla bir koltuk istiyordu ama o seçimi de kaybetti! O gün ona oy veren ve başkanlığa öneren ADD’liler bugün bin pişman!

Özetle; bugün kayyum olarak atanan Selim Utku Gümrükçü eğer yerseniz, “Ben koltuk sevdalısı değilim” diyor.

Dün iktidarın Ergenekon kumpaslarına muhatap olmamış gibi, bugünün kumpaslarına “mahkeme kararı” diyor.

Ve dünkü meşruiyetinden çok uzak, ne halkın ne örgütün sesine kulak vermeden etrafındakilere bakıp “Biz kaç kişiyiz” diye her gün yeniden yeniden sayıyor!

“Tilki” lakabını hak ediyor mu bilmiyorum ama Şükrü Erbaş’ın dizesiyle; “küçük çıkarların büyük kurnazı” olduğunu kayyumlukla tescilliyor!" 
Yükleniyor...