|
26 Ocak 2026 Pazartesi
Tarımda Yeni Örgütlenme İhtiyacı VurgulandıUlusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB) ve Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) İzmir Şubesi paydaşlığında, “24 Ocak Politikalarının ve Ekolojik Yıkımların Kıskacındaki Türkiye Tarım Sektörü” panelini düzenlendi. Ülkemizde tarım öğreniminin başlangıcının 180 yıl dönümü ve 24 Ocak Kararlarının 46. yıl dönümü kapsamında gerçekleştirilen panel; 24 Ocak 2026 Cumartesi günü, saat 13.00’de, İzmir- Elhamra Sahnesinde düzenlendi. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı’nın kolaylaştırıcılığında yapılan panelde; avukat Arif Ali Cangı “Akbelen’de Ne Oldu?”, Türkiye Ziraatçılar Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Şube Başkanı İlker Ağın “Tarım ve Çevre İlişkisi” ve Ulusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yaşar Uysal “Tarımın Ekonomi Politiği” başlıklarında sunumlar yaptı.
Programda rağmen son günlerdeki yoğun gündem nedeniyle katılamayan Muğla-Milas İkizköy Mahallesi Muhtarı ve çevre aktivisti Nejla Işık yazılı mesaj göndererek Akbelen’de olup bitenleri anlattı: “Tüm katılımcıları İkizköy Akbelen'den selamlıyorum. Bu toplantının gerçekleştiği esnada biz köylüler olarak büyük bir direniş örgütleme çabasındayız. 10 Ocak 2026 tarihinde verilen acele kamulaştırma kararı ile bir gecede, bir kararla, ‘iki şirket kazansın’ diye yaşadığımız köyümüz, topraklarımız, zeytin bahçelerimiz, ahırlarımız istimlak edildi. Yani hayatlarımıza çöktüler; geçmişimizi, tüm yaşamımızı, gelecek umutlarımızı, hayallerimizi gasp ettiler! Büyük bir direnişle karşıladığımız, Ankara'nın göbeğinde 18 gün nöbet tutarak mücadele ettiğimiz yeni maden yasasına dayanarak, önce zeytinlerimizi talan ettiler, şimdi de elimizde emeğimizde ne varsa ona göz koydular. Biz Muğla'nın, Milas'ın köylüleriyiz. Yıllardır bu topraklarda zeytincilik yaparak geçiniyoruz. Toprağımızı, ormanımızı, köylerimizi gözümüz gibi koruduk, korumaya devam ediyoruz. Suyumuz, toprağımız bizim geleceğimiz. 40 yıldır çalışan, 10'a yakın köyü yutmuş, 2014 yılında özelleştirilerek Limak & ICTAŞ ortaklığındaki YK Enerji şirketine geçmiş termik santraller ve maden ocağı, geldi önce Akbelen ormanına dayandı; tüm itirazlarımıza, hukuksuzluğa, fiili mücadelemize rağmen binden fazla jandarmanın gözetimi ve müdahale etmemizi engellemesiyle ormanınızı kestiler. 6 günde koca orman kesildi. 2 buçuk yılı aşkın süredir Akbelen'i kazdılar. Sonra zeytinlikler bu madenin genişlemesinde engeldi. Mücadelemiz sayesindedir ki zeytincilik kanununu uygulamak zorunda kaldılar. Ama yetmedi, bu kanunu ve mücadelemizi aşmak için maden yasasını değiştirdiler. Milas ve Yatağan Termik Santrali Havzasında bulunan maden sahalarının genişlemesi için özel izin verdiler. Akabinde Eylül ayı ve Aralık ayında iki parti halinde binlerce zeytin ağacını talan ettiler. Şimdi de köylerimizi, bize ait toprakları istiyorlar. Bizim mücadelemiz yaklaşık 7 yıldır sürüyor. Biz, doğup büyüdüğümüz topraklarımızı, aralarında yüzlerce yaşında olanların da olduğu zeytin ağaçlarımızı, bin bir emekle büyüttüğümüz hayvanlarımızı, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini savunuyoruz. Bir şirket daha fazla kâr edecek diye bizim hayatlarımızın gasp edilmesine razı değiliz. ‘Enerji arz güvenliği’ adı altında tarif edilen bu rantçı, talancı politikanın kamu yararı değil, bizzat kanunun karşısında olduğunu söylüyoruz. Bizler kamuyuz, bizler bu ülkenin üreten köylüleriyiz. Bizler bu ülkenin eşit yurttaşları, sahipleriyiz. Milas halkı, Muğla halkı bir şirketten büyüktür. Köyümüzü madene vermeyeceğiz!”
Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı’nın kolaylaştırıcılığında yapılan panelde ilk sözü Akbelen’in avukatları arasında yer alan Arif Ali Cangı aldı. Akbelen’de yaşanan süreci özetleyen Cangı, 10 Ocak 2026 tarihinde 679 parselin acele kamulaştırıldığını söyledi. Bu kamulaştırmalara karşı köylülerin hak arayışına girmeye başladığını ve haklarını mahkemelerde aramaya hazırlandığını söyleyen Cangı, her bir hak sahibinin yasal yollar için belli bir parayı ödemesi gerektiğini ifade etti. Cangı, bölgede yapılan çevre tahribatını ve yaşananları örnekleriyle anlattı. Panelde ikinci konuşmacı olan Türkiye Ziraatçılar Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve İzmir Şube Başkanı İlker Ağın “Tarım ve Çevre İlişkisi” başlığında ülkemizde ve özellikle bölgemizde yaşanan ekolojik yıkımları anlattı. Vahşi madencilik, konutlaşma ve sanayileşme gibi nedenlerle tarım arazilerinin kaybedildiğini ifade eden Ağın, kendisini iyice gösteren kuraklık ve su sorununa da değindi. Bir taraftan arazilerinin kaybedilmesi diğer taraftan iklim değişikliği ve suyun kontrolsüz kullanımı nedeniyle tarımın ikili bir kıskaca girdiğini dile getiren Ağın, bu sorunların tarımsal üretimi ve gıda üretimini doğrudan etkilemeye başladığını söyledi. Panelin son konuşmacısı Ulusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yaşar Uysal “Tarımın Ekonomi Politiği”ni tarihsel süreciyle anlattı. İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminde yeni bir dünya düzeni kurulduğunu söyleyen Prof. Dr. Uysal, sürecin farklı evrelerden geçerek günümüze kadar geldiğini ifade etti. Dünyada yaşanan gelişmelerin bütün şiddetiyle ülkemizi etkisi altına aldığını dile getiren Prof. Dr. Uysal, 24 Ocak 1980 Kararlarının bir dönüm noktası olduğunun altını çizdi. Bu kararların hayata geçirilmesi ve bu doğrultuda politikalar oluşturulması sonucu, ülkemizde tarımın ve çiftçilerin tasfiye süreci başladığını anlatan Prof. Dr. Uysal, bunun da büyük ölçüde başarıldığını söyledi. Ortaya çıkan bütün sorunlara ve olumsuzlara rağmen güncel gelişmelerin gelecek için umut taşıyacak tarafları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Uysal, bugüne kadar denenmiş olan yol ve yöntemlerin yetersiz kaldığını ve yeni bir yaklaşıma ve zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Türkiye’de yaşananları anlama için tarımda yaşananların anlaşılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Uysal, yeni bir anlayış ve işleyişle tarım değer zinciri içinde yer alan her aktörün birlikte yeni bir örgütlenme zorunluluğunu söyledi.
Yükleniyor...
İLGİLİ HABERLER
|