İzmir de Ulaşım

Okullardaki İdeolojik Dayatmalar ve Kamusal Eğitimi Dinselleştirme Girişimleri Çocuk Hakları ve Anayasanın İhlalidir

20 Şubat 2026 günü İzmir’de bir okulda Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince öğrencilerin rızaları dışında, öğretmenlerinden ve ailelerinden de izin alınmaksızın, dokuz yaşındaki ilkokul öğrencilerinden başlayarak lise öğrencilerine kadar her sınıftan ikişer öğrencinin seçildiği, kimlik numaralarının ve imzalarının da alınarak “din derslerinde ne işleniyor” “Cumhurbaşkanına hakaret ediliyor mu” gibi hukuki yaptırımı da olan siyasi içerikli sorularla adeta “sorguya” çekildikleri baromuz bilgisine gelmiştir.

26 Şubat 2026 Perşembe 16:26

 

Çocuklar soyut düşünme becerilerinin gelişmediği bir dönemde zihin karışıklığına ve korkulara yol açabilecek, sağlıklı gelişimlerine engel olabilecek şekilde, hiçbir yasal dayanağı olmadan, çocukların dinlenilmesine yönelik kurallar uygulanmaksızın, sistem dışı ve bilimsel olmayan yöntemlerle “sorgu”ya çekilmiş ve suç işlenmiştir. Gerçekleştirilen eylemin Anayasa ve yasaların ihlal edilerek ideolojik bir operasyon olduğu ve görevin kötüye kullanılması suçunu işaret ettiği açıktır.

 

Bu eylemle çocukların uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınmış olan ayrımcılığa uğramama, inanç ve düşünce özgürlüğü, eşitlik, laiklik ve gelişim hakkı başta olmak üzere yüksek yararları ihlal edilmiştir.

 

Anayasanın başlangıç kısmında lâiklik ilkesinin gereği olarak din duygularının devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı yer almaktadır.

 

Son zamanlarda ayrımcılık yasağına, Anayasanın başlangıç kısmında yer alan ilkelere, eşitlik, din ve vicdan hürriyeti ilkelerine, Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitiminin temel kanunu olan ve Anayasanın 174. maddesiyle koruma altına alınmış cumhuriyet devriminin en önemli kazanımlarından “Tevhid-i Tedrisat Kanununa” açık bir şekilde aykırılık oluşturan gelişmeler hız kazanmıştır.

 

Kamusal bir hak olan eğitimin amaçlarından biri tüm eşitsizlikleri ortadan kaldırarak inanç ve vicdan özgürlüğünü güvence altına almak iken “milli eğitimde” tek bir dinin ibadet ve uygulamalarını merkeze alan etkinlikler hayata geçirilmekte ve devletin inançlar karşısındaki tarafsızlığı ortadan kaldırılmaktadır. Okul kapıları cemaat ve tarikat yapılarının etkisine açılarak laik ve bilimsel eğitim anlayışından sistemsel bir şekilde uzaklaşılmakta, toplumun inançlar ve kimlikler bakımından çokluğu ve çeşitliliği yok sayılmaktadır.

 

Hiçbir kimse veya organ, dayanağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz.  Konuyla ilgili olarak yetkilileri derhal harekete geçmeye davet ediyor ve İzmir Barosu olarak laik, demokratik, bilimsel ve çağdaş eğitimi yok etmeye yönelik her türlü girişime karşı hukuk mücadelemizi sürdüreceğimizi bir kez daha duyuruyoruz. 
Yükleniyor...